http://images.socialpano.com/

Kudüs'ün Özgürlüğünü Çiğnetmeyeceğiz

Kudüs'ün Özgürlüğünü, Mescid-i Aksa'nın Onurunu,Filistin Halkının Hukukunu Çiğnetmeyeceğiz

 İstanbul'daki STK'lar, İsrail'in baskısı altında olan başta 1948 Filistin İslami Hareketi olmak üzere, Filistinli kuruluşlar için dayanışma eylemi gerçekleştirdi.

Akabe Vakfı, Aksa Eğitim ve Dayanışma Vakfı (AKDAV), Araştırma Kültür Vakfı (AKV), Fezader, Hukukçular Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfı, İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH), Medeniyet Vakfı, Özgür-Der ve Uluslararası Mülteci Hakları Derneği gibi STK'ların destek verdiği eylemde grup adına açıklamayı Ahmet Çamurluoğlu yaptı.

Mescid-i Aksa’nın onurunu, Filistin halkının hukukunu çiğnetmeyeceklerini belirten Ahmet Çamurluoğlu "Geçtiğimiz iki ay, Kudüs ve 48 topraklarında yaşayan Filistin halkı için çok zorlu geçti. Bununla birlikte 15 Kasım 2015 tarihinde ise İsrail, İslami Hareket ile birlikte yarım milyona yakın Filistinlinin sosyo-ekonomik ve dini hizmetlerini destekleyen 20 dini ve sivil toplum kuruluşunu yasadışı ilan etti." dedi.

Konuşmasında halen tutuklu bulunan Filistin İslami Hareketi lideri Rahid Salah'ın durumuna dikkat çeken Çamurluoğlu, "Raid Salah'a zaman zaman seyahat yasağı da getirilerek susturulmaya çalışıldı ve şimdi müebbet hapse mahkum edilmek isteniyor." ifadelerini kullandı.

Filistinli STK'lar ile dayanışma içinde olduklarının altını çizen Çamurluoğlu "Türkiyeli sivil                             toplum kuruluşları ve Türkiye halkı olarak bu kuruluşların Kudüs, Mescidi Aksa ve Filistin                              halkı için ortaya koyduğu çabayı selamlıyor, Kudüs ve Kudüs’ün muhafızları Raid Salah                                   ve arkadaşlarını koruyacağımızı ve destekleyeceğimizi buradan ilan ediyoruz." sözleriyle                   konuşmasını tamamladı.

"Kudüs’ün Özgürlüğünü, Mescid-i Aksa’nın  Onurunu, Filistin Halkının Hukukunu                                                         Çiğnetmeyeceğiz"

     Geçtiğimiz iki aydır Kudüs ve 48 Topraklarında yaşayan Filistin halkı nerdeyse nefes alamaz hale getirilmiştir. Mescid-i Aksa’nın ve Filistinli kadın ve çocukların  koruması hiç olmadığı kadar zayıflamıştır. 15 Kasım 2015 tarihinde İsrail hükümeti İslami Hareket ile birlikte yarım milyona yakın Filistinlinin sosyo-ekonomik ve dini hizmetlerini destekleyen yirmi dini ve sivil toplum kuruluşunu yasadışı ilan etmiştir.

     Bilindiği üzere 1948 Filistin İslami Hareketi yetmişli yıllarda kurulmuştur. İslami Hareket faaliyetlerini yürüttüğü süreç boyunca Filistinlilere her alanda hizmet sunan dini,sosyal ve siyasi bir harekettir. İslami Hareket  bünyesindeki kuruluşlar, seçme hakkı dışında  tüm vatandaşlık haklarından mahrum bırakılan ve İsrail yönetiminin üçüncü sınıf  vatandaş muamelesi göstermekte ısrar etmesi nedeniyle Filistinlilere sunduğu hizmet, sosyal, dini ve siyasi çalışmalar yürütmektedir. Bu nedenle Hareket’in faaliyetleri  insan hayatının her alanına dokunmaktadır. Hareket’in faaliyet gösterdiği alanlardan birisi de, toplumu dini, ulusal ve milli değerlere bağlı kılmayı amaçlayan ahlaki faaliyetlerdir. İslami Hareket kurumları aynı zamanda Sahil kentlerinde olduğu ve tahminlere göre en az 1.5 milyon dönümlük arazi üzerinde ve metre fiyatı yaklaşık olarak 8000 dolara ulaşan  İslami vakıfların serbest bırakılmasını ve Müslümanlara iade edilmesi için de çalışmalar yürütmektedir.

     İsrail Filistinlilere yönelik sistematik ihlaller ve baskılar yürütürken İslami Hareketin kurum ve kişilerine de sürekli baskı yapmıştır. Son olarak ta Kasım ayı içerisinde “terörist” ve “yasadışı” ilan ederek İslami Hareketi ve diğer yirmi STK’yı yasakladı. Sokaklarda Filistinlilere yönelik saldırılar artarken , bazı Filistinli çocuk ve kadınlar katledildi. Birçok Filistinli hukuksuz şekilde gözaltına alındı. Gözaltına alınan, tutulan Filistinliler işkence ve kötü muameleye maruz kalmakta, avukatlara yönelik baskı ve ihlaller gerçekleşmektedir. Artan bir şekilde ırkçı saldırılar nedeniyle her türlü zulme maruz kalan Filistinlilerin Mescidi-i Aksa daki ibadetleri de yasaklanmaktadır.

      2000 yılına kadar İsrail 55 kuruluşu “terörist kuruluş” ve/veya “yasadışı dernek” olarak ilan ederken 2001 ve Haziran 2015 tarihleri arasında ise bu sayı 320’ye ulaşmıştır. Bu hukuksuzluğa maruz kalan kurumlar arasında Birleşmiş Milletlere akredite kurumlar da söz konusudur.  Bu uygulamada, İsrail Hükümeti iki yasaya dayanır: 1)Savunma (Olağanüstü Hal) Düzenlemeleri (1945) ve 2) Terörizmi engelleme yasası 1948  İlk yasa 1945’te Filistin’in İngiliz sömürgesi esnasında ve özellikle para-militer grupları hedef almak amacıyla şiddetli karmaşa sırasında yasalaştırılan İngiliz Sömürge yasasıdır.  İkinci yasa yine 1948 savaş zamanında çıkarılan bir İsrail yasasıdır. İki yasa da özünde zulüm üreten yasalardır, anayasaya aykırı birtakım unsurları kapsar ve silahlı çatışma durumlarında uygulanmak için tasarlanmışlardır.  Bununla birlikte, Güvenlik Bakanına verilen bir organizasyonu “terörist kuruluş” ya da “yasadışı dernek” olarak ilan etme gücü son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

      Bu kararlara karşı mağdurların kendilerini savunma hakları da kısıtlıdır.  Genellikle suçlamalar gizli tutulan istihbarat kaynaklı bilgilerdir ve söz konusu kuruluşlar ve avukatları bu bilgiye ulaşamazlar. Bu suçlamaların hiçbirini göremez ve cevap veremezler. Öte yandan, Terörizmi engelleme yasasının 8. Maddesine göre ”Eğer hükümet, resmi gazetede beyan ile, belirli bir insan topluluğunu terörist kuruluş olarak ilan ederse, herhangi bir yasal uygulamada aksi kanıtlanana kadar bir insan topluluğunun terörist olduğu kanıtına dayanarak bu beyan yerine getirilmelidir.” Korkunç ve önlenemez sonuçlar oluşturan bu yasaların uygulanması sebebiyle bugün 500bin insana hizmet eden Filistin İslami Hareketin kurumları kapatılmış, liderleri ‘terörist’ ilan edilmişi paralarına ve mallarına el konulmuş durumdadır. Bu derneklerin sunduğu hizmetlerden başta Nakab bölgesi ve sahil kentleri  olmak üzere  İsrail içerisinde yaşayan 1 milyon 250 bin Arap’tan yaklaşık yarım milyonu yararlanmıştır. Çünkü Arapların yarısı Nakab bölgesinde İsrail’in resmi olarak tanımadığı köylerde  insan hayatı için gerekli en basit ve temel malzemelerden bile mahrum bir şekilde yaşamaktadırlar.

    Öte yandan birçok defa haksız gözaltı, hukuksuz hapsetme, dava ve soruşturmalarla bezdirme ve suikast girişimine maruz kalan Kudüs Muhafızı İslami Hareket lideri Raid Salah’da  yine hapis tehdidi ile karşı karşıyadır. Mescidi Aksa’nın korunması için birçok kuruluş kuran, kurdukları bu kuruluşların İsrail tarafından kapatılması yada faaliyetinin engellenmesinde her seferinde yeniden bir kuruluş kurmaktan yılmayan Raid Salah zaman zaman seyahat yasağı da getirilerek susturulmuştur. Raid Salah hâlen 48 Toprakları Filistin I·slami Hareketi’nin Bas¸kanlıgˆını yürütmektedir ve tamamen susturulmak için müebbet hapse mahkum edilmek isteniyor. 25 Ocak 2016’da temyiz duruşması olan Salah İsrail tarafından ömür boyu hapisle karşı karşıyadır.

Filistin İslami Hareketi Liderleri ve Kurumlarının yasaklanmaktadır. Çünkü;

-         İslami Hareket, Filistin kimliğini ve Filistin davasını canlı tutmaktadır.

-         Müslümanlar arasında dinleri ile olan bağlarını güçlendirmek ve namaz, zekat, sadaka, hac, yetim, dul ve yoksullara yardım gibi dinin temeli olan ibadetleri yerine getirmeleri için onları teşvik etmektedir.

-         İslami Hareket, Filistin, Arap ve İslam dünyası ve dünyanın diğer ülkeleri ile iletişim kurmuş ve onlara Filistinlilerin sorunlarını aktarmış halen de güçlü bir networke hakimdir.

-         İsrail’in Nakab ve sahil kentlerinde yaşayan Filistinlilere uyguladığı ırkçı siyaseti ortaya çıkarmış, bu bölgelerde yaşayan ve nüfusları 350 bine varan ancak vatandaşlık haklarının çok azından yararlanabilen ve toprağın gerçek sahipleri olmalarına rağmen İsrail yönetiminin kendilerine azınlıkların sahip olduğu hakları bile vermediği Filistinlilere uygulanan zulmü ve ırkçılığın büyüklüğünü dünya kamuoyuna taşımıştır.

-         İslami Hareket,İsrail işgalinin Kudüs şehrinin demografik ve medeniyet yapısına, Müslüman ve Hristiyanlara ait vakıf ve kutsal yerlere verdiği zararın büyüklüğünü ortaya çıkarmıştır.1996 yılından günümüze kadar Mescidi Aksa ile Kıyamet Kilisesi’nin tehdit altında olduğu çağrısında bulunmuş, Kıyamet Kilisesi için işgal yönetimine baskı yapabilecek yerli Filistinli ve Hristiyan hareketler ile uluslararası güçler bulunması nedeniyle özellikle Mescidi Aksa’ya vurgu yaparak korunması konusunda ısrar etmiştir. Ayrıca gayrimenkullere el koymak, Filistinlilerin evlerini yıkmak ve güvenlik (utanç) duvarının inşası gibi işgalin Kudüs’te gerçekleştirdiği yıkımın büyüklüğünü ortaya çıkarmıştır. Aynı şekilde işgalin gizli hedeflerini, Mescidi Aksa’yı bölme girişimlerini, Müslümanların özgürce dini ibadetlerini yerine getirmelerini engelleme siyasetini de açığa çıkarmıştır.

     İslami Hareketin liderleri ve kurumları tüm bu baskı ve zulme rağmen yukarda zikredilen misyonu yerine getirmek için büyük bir mücadele vermektedir. İslami Hareket  işgal altındaki Kudüs şehrini yahudileştirme projesine ve işgal altındaki Mescidi Aksa’yı bekleyen tehlikelere karşı azimle herkesi uyarmış ve Kudüs halkını desteklemeye çalışmıştır. Bizler de Türkiyeli sivil toplum kuruluşları ve Türkiye halkı olarak onların Kudüs, Mescidi Aksa ve Filistin halkı için ortaya koyduğu çabayı selamlıyor, bu hukuksuzluklar için işgalci İsraile karşı onurumuzu ve özgürlüğümüzü temsil eden Kudüs ve Kudüs’ün muhafızları  Raid Salah ve arkadaşlarını koruyacağımızı ve destekleyeceğimizi buradan ilan ediyoruz. İslam dünyasını Kudüs ve eteklerinde yaşayan halklar için teyakkuzda olmaya ve desteğe davet ediyoruz.

" Kudüs’ün Özgürlüğünü, Mescid-i Aksa’nın  Onurunu, Filistin Halkının Hukukunu                                                       Çiğnetmeyeceğiz."

Akabe Vakfı * Aksa Eğitim ve Dayanışma Vakfı (AKDAV) * Araştırma Kültür Vakfı (AKV) * Fezader * İHH İnsani Yardım Vakfı *  İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) *  Medeniyet Vakfı * Hukukçular Derneği * Özgür-der * Uluslar Arası Mülteci Hakları Derneği


Paylaş :