http://images.socialpano.com/

ANESİAD Genel İftarı Yapıldı

Geleneksel ANESİAD İftarı 25 haziran perşembe günü Fatih Belediyesi Cankurtaran Sosyal Tesislerinde gerçekleşti.
Programa Anesiad Üyeleri ve STK temsilcileri katıldı. İftar sonrasında Kuran-ı Kerim ile başlayan program, sinevizyon ve gösterisiyle devam etti. Anesiad Genel Başkanı Ali Kılavuz gelen konuklara hitaben bir konuşma yaptı.
 
Kılavuz, “Uzaktan yakından gelen tüm dostlara şükranlarımızı sunuyoruz.Bizi böylesine bir ramazan sofrasında bir araya getiren Rabbimize hamd olsunRamazanımız bereketli, dualarımız kurtuluşumuza vesile olsun, geceniz kutlu olsun.
 
ANESİAD çatısı altında yapmış olduğumuz bu 4. İftar, Rabbimiz daha nice iftarlar yapmayı nasip etsin. ANESİAD ile ilgili kısa bir bilgilendirme yapmak icap ederse; böylesine bir ramazan gününde ve böylesine manevi bir atmosferde bize düşen elbette Ramazanın manevi ikliminden maksimum faydalanmak, kendimize ve sosyal yaşantımıza bir chekup yapmak olmalıdır.
Gün günah çıkarma günü değildir. Tevbe-i Nasuh günüdür. Taat ve ibadet günüdür. Zekat, infak ve yardım günüdür. Arınma günüdür. Bilenme günüdür. Farz edin ki; seferden önceki son hazırlık günüdür. İşte bu sebepledir ki; Bizler şuuru yerinde, basireti ve feraseti kuşanmış olmakla yükümlüyüz" dedi.
 
Kılavuz sözlerine şöyle devam etti;
 
"Siyasi ve manevi yapımız, iki önemli olgu. Güncel siyaset bizim için ne ifade ediyor, neden önemli? ANESİAD tanıtım filminde de anlatıldığı üzere, özelde coğrafyamız ve genelde İslam alemi üzerinde çok ciddi oyunlar kurulmaktadır. Bütün gelişmelerin farkında olmak ve duracağımız yeri iyi belirlemek bizim için hayati derecede önemlidir. Ve sorumluluğu ağırdır. Şer ittifakları hiçbir zaman boş durmayacaklardır. Bize düşen uyanık, diri ve cesur olmak. “ Biz varız” diyebilmektir. Suriye, Irak, Mısır, Yemen, Arakan, Doğutürkistan ve Afrika... 
 
Türkiye özelinde ise; Çözüm süreci, seçimler, ittifaklar, dış güçlerin oyunları bizim ilgi alanımızda olmaktadır ve olmaya devam edecektir. Çünkü toplumun huzuru, refahı, özgürlüğü ve sosyo ekonomik yapısı; tamda hayatın orta yerinde olan bizler için oldukça önemlidir. Yaşadığımız toplumun sinir uçlarını algılayabilmek, temas edebilmek, Kadim medeniyetimizi ve onun taşıyıcı unsurlarını bilmemizi gerektirmektedir. Bu husus bile ANESİAD üyelerini başlı başına güncele hakim olunması konusunda ikna edici olmalıdır.
 
Bir diğer husus ise; sosyal ve toplumsal olaylarda ahlaki değerlerimizin gerektirdiği onurlu tavrı gösterecek, taraf olmamız gerektiğinde malımız ve canımız pahasına haktan, adaletten, doğrudan yana olup zulüm ve her türlü haksızlığın karşısında duracağız. Dünyanın her yerinde mazlumdan ve ezilenlerden yana olacağız. Değerlerimizin yok sayılmasına, inancımıza saldırılmasına karşı özgür yürekler olarak sergilediğimiz dik duruşumuzu sürdüreceğiz. Toplumumuzun huzuru, sosyo ekonomik yapısı, özgürlükler adına kazanımlarımız bizi siyasetle ilgili kılsa da güncel politik savrulmalara ve meyillere kedimizi kaptırmadan siyasi refleksler geliştirmeye devam edeceğiz. Bileceğiz ki; politika-siyasetten ziyade, sosyo ekonomik siyaset bizim ilgi alanımızdadır. Etkin, değiştirici, dönüştürücü olabilmenin de yolu budur. Tarihin bu kırılma anlarında bananeci bir yaklaşım kabul edilemez. Toplumdaki dini, siyasi, ekonomik, sosyal ve ahlaki dönüşümlere ve olgulara tek başına gücü yetmeyeceğini düşünenler lütfen etrafına baksın. Ben ve Sen olduğumuzda belki güçsüz olabiliriz. Ama biz ANESİAD ız.
 
Değerli dostlar;  İçinde yaşadığımız kapitalist sistemin zengini daha zengin, fakiri de daha fakir yapıyor olması onların açmazı ve sorunu, bu adaletsiz ve ahlaksız duruma Müslümanca alternatif oluşturmak ise bizim sorumluluğumuzdur. Bir takım ruhsatlar ihdas ederek bu çirkef yolda yürümeye çalışmak ve en önemlisi de bu deveranı kanıksamak bizim karakterimiz olamaz. Sosyal fakirliğin alabildiğine arttığı yerde özgürlükten, huzurdan, iyi ve hayırlı çalışmalar yapabilecek vakıf, dernek, kurs gibi organizasyonlardan bahsetmek abesle iştigal olsa gerek.
 
GaziAntep'teki ANESİAD seminerinde ne diyordu Ali Rıza Demircan hoca; “ Müslümanlar sürekli verici olmalıdır, verebilmek içinde sahip olmak gereklidir, sahip olabilmek için ise; çalışmak, şükretmek, sabretmek ve size verileni emanet bilip, vermek dağıtmak gereklidir. Yani bir zarurettir“ diyordu. Gözünü hırs bürümeden, mülkü emanet bilerek üretecek, gelişecek, çoğaltacak Müslüman müteşebbislere ihtiyacımız olduğu aşikârdır. Tamda bu noktada ANESİAD gibi organize kurumlarımızın olması kaçınılmazdır, elzemdir. İşte bu farkındalık, görev ve sorumluluk bilinci ile çıktığımız yolda sizlerle yollarımızın kesişmesi, kardeşlik hukukumuzun genişlemesi, sayımızın ve niteliğimizin artarak devam etmesi bizim muradımızdır. Siyasi ve ekonomik  zorluklara ve ön kabullere karşı; üyelerimiz arasında birlik ve beraberliğin getirdiği kollektif ruhla bir direnç ortaya koymak, karşı projeler hayata geçirilmek önemlidir. Zihinsel ve kalbi kaymaların engellenebilmesi için, medeniyet kotlarımızdan devşirdiğimiz, bize has organizasyonların ve eğitimlerin gerekliliği muhakkaktır. Etkin ve güçlü organizasyonlar için ise; ANESİAD ın kurumsal hazırlıkları ve alt yapısı kullanılmaya hazır haldedir ve kedini geliştirerek üyelerine hizmet etmeye devam edecektir.
 
Diyoruz ki; insanlık onuru ve yaşama hakkının hiçe sayıldığı, inançların ve meseplerin manipülatif bir provoke aracı olarak kullanıldığı bu çağda helal kazanç için kırmızı çizgileri olan, girişimci, çalışkan, üretken, paylaşımcı, mülkü emanet olarak bilen, Allah’ ın verdiği serveti yayarak çoğaltmak için helal kazancı adilane paylaşan, esnaf, sanatkar, sanayici ve işadamları olmaya devam edeceğiz.” Konuşmanın ardından program sona erdi."

 

 

 

 


Paylaş :