http://images.socialpano.com/

Düşünce Akademisi Devam Ediyor

Anadolu Öğrenci Birliği tarafından yürütülen Düşünce Akademisi, haftalık eğitimlerine devam ediyor.
Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın desteklediği Düşünce Akademisi’nde bu haftaki dersler, Ömer Aydın, Hüseyin Özhazar, Adnan Demircan ve Esan Gül tarafından verildi.
 
Ömer Aydın, Osmanlı devletinin son dönemlerindeki akımları ele aldı ve o dönemin dini siyasi olaylarına değindi. Cumhuriyet döneminde yapılan inkılaplarla değişen Türk toplumunun günümüze yansıyan taraflarını ele alan Aydın, günümüz dini, siyasi yapısı ile Türkiye'nin siyasi olarak içinde bulunduğu süreç değerlendirildi.
 
Hüseyin Özhazar ile yakın tarih dersinde bu hafta, tarihte Bizans devleti ve kimlik politikaları üzerine konuşuldu. Özhazar, Müslümanların Bizans'a ilerlemesini engellemek için arap yarım adasına Afrikadan saldırdığını ve İslamın Afrika üzerinden batıya yayıldığını dile getirdi. Özhazar, günümüzde bu stratejiyi en iyi uygulayan ülkenin Amerika olduğunu belirtti ve ABD'nin kimliksizlik politikası ile Işid’i türettiği söyledi. Özhazar, "Sonuç olarak tarihin hangi dönemini konuşuyor olursak olalım aslında bugünü konuşuyoruz" dedi.
 
Adnan Demircan ile siyer dersinde bu hafta, Medine döneminde İslam ele alındı. Demircan, Medine döneminde İslamın Mekke dönemine göre 5 kat daha hızlı yayıldığı dile getirildi. Demircan bunun sebebi olarak Medine toplumunda taassubun olmamasını gösterdi. Demirzan, "Arap yarımadasındaki en güçlü siyasi organizasyon Mekke’deki birkaç kabilenin bir araya gelerek yaptığı oluşumdur. Dönemin şartları dikkate alındığında peygamberin başka bir şehre gidip lider olması kolay değildi. Fakat karakteri ve dini bunu kolaylaştırıyordu. Sonuç olarak peygamberimizin önce Müslümanları kaynaştırarak sonra da Yahudi ve Müslümanları kaynaştırarak toplumun gözünde lider statüsüne yerleştiği söylenebilir" dedi.
 
Esan Gül ile psikoloji dersinde bu hafta “Aşk Terapi” başlığı işlendi. Aşk terapi alanında yazılmış ilk kitap olan “Kitaptan Bir Züleyha Vakası”ndan bahsedildi. Kitabın alışılmışın dışında yazıldığı, Yusuf’u değil de Züleyhayı anlattığından vurgulandı. Var olan duyguları inkar etmek yerine onları kontrol altına almamız gerektiğini vurgulayan Esan Gül, "onuç olarak insanların zihninde bir “ideal model” var. İnsanlar bunun için yaşıyor" dedi.
 
 
 

Paylaş :