http://images.socialpano.com/
MEHMET HANİFİ TOSUN

Diğer Yazıları:

MUTLAK KURTULUŞU HAK EDEN MÜMİNLER KİMLERDİR? [PART 2]

18.01.2017
İman Artar ve Azalır mı?
Amelin imandan bir cüz olup olmadığı konusunun tartışıldığı düzlemde imanın niteliği ve niceliği de hep tartışılmıştır. 
İmanın artıp eksilmesi temelinde yapılan tartışmalar nicelik olarak imanı tartışma konusu yaparken; imanın kuvvetliliği veya zayıflığı bağlamındaki tartışmalar imanı, niteliksel olarak tartışma konusu yapmıştır. 
İman kuvvetlenir ve artar diyenler, ameli imandan bir cüz olarak kabul edenlerdir. Dolayısıyla amel işledikçe imanın kuvvetlendiğini iddia etmişlerdir. Peygamberlerin yaptığı gibi imandan sonra büyük bir değişim atmosferine kendilerini bırakmışlardır. Hayatlarında iman amelle tecessüm etmiştir. 
İman zayıflamaz ve eksilmez diyenler ise tam tersi bir tavrın sahibi olmuş, imanın amelle bir ilgisi olmadığını ve her ikisinin de birbirinden ayrı şeyler olduğunu söyleyip iman mutlak olarak gerçekleşir ve öylece kalır demişlerdir. 
Nicelik kalbi bir husustur. Bu durumda nicelik imanın kaynağı olan kalpte somutlaşır. Nitelik ise kişinin şahsiyetinde ortaya çıkar. 
Bu durumda niceliksel olarak imanın ölçülmesi imkân haricidir. Bir kimse, diğer bir kimsenin kalbini ve beynini yarıp imanının derecesini ölçemez. İmanın niteliksel olarak ölçümü ise mümkündür. Çünkü iman, kişinin şahsiyetinde somut bir şekilde tebarüz eder. İmanın kişide hedeflediği bir takım durumlar vardır. Bunların gerçekleşip gerçekleşmemesi veya hangi ölçüde gerçekleştiğini takdir etmek imanın niteliğini ortaya koyacaktır. Bu da amelle mümkündür.
Kurtuluşun Şartları
“Asra yemin olsun! Muhakkak insan ömrünü yalnız geçici dünya isteklerine kavuşmak için harcadığından büyük bir zarar ve ziyandadır. Ancak iman edenlerle, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı, inanılması ve yapılması lazım olan şeyleri ve ibadetleri yapmak, günahlardan sakınmak hususunda sabrı tavsiye edenler zarardan ve ziyandan beridirler.”10
Asra Yemin Olsun ki!
Asr mutlak zamandır. Zaman, kelime olarak geçmiş zaman için de, pek uzun olmayıp her an geçmişe dâhil olan şimdiki zaman için de kullanılır. Çünkü her an, gelecek zaman şimdiki zamana, şimdiki zaman da geçmiş zamana dâhil olmaktadır.11  Asr yani dehr; Allah'ın kudretine delalet eden yaratılmış her türlü acayiplikleri ve gariplikleri içerir. Onun için ona "Ebu'l-Aceb"12 de denilmiştir. Tümel13  veya tikel14 , alışılmış veya alışılmamış, acı veya tatlı, kârlı veya zararlı her türlü hareket ve olay, değişim ve başkalaşımlar zamanda vaki olur. Devletler, milletler, nimetler, felaketler onda ortaya çıkar, onda büyür, onda son bulur, onda kalır.15 
Her ne kadar Arap lügatinden hareketle asrı; asrısaadet, ikindi vakti, gece ve gündüz vakti olarak anlamlandırmak imkân dâhilinde olsa da aslında bu kelime, daha genel anlamda kullanılmıştır. Yüce Allah, bu surede belirlenmiş herhangi bir zaman dilimine değil mutlak olarak zamana yemin etmiştir. Çünkü her bir asırda hallerin evirilip çevrilmesine, değişip durmasına ve bun¬larda yaratıcının varlığına delalet etmesine dikkat çeken bir takım özellikler vardır.16  
İbni Cerir'in rivayet ettiği üzere Hz. Ali (r.a), “Asr Suresi”ni şu şekilde okumuştur; "Asra; dehrin belalarına, nöbet nöbet gelen musibetlerine yemin olsun ki, doğrusu insan bir hüsran içindedir ve zamanın sonuna kadar o hüsranın içindedir." 
Allah (cc) mahlûkattan bir şeye yemin ettiğinde o şeyin büyüklüğü, garabeti veya kemali dolayısı ile yemin etmez. Bilakis söz konusu meseleyi ispatlamak için yemin edilen şeyi delil olarak ileri sürer. Burada da zaman üzerine yemin edilmesinin anlamı, zamanın insana ve yaptıklarına şahit olmasından dolayıdır. İnsanın dalalette mi, yoksa hidayette mi olduğuna zamandan başka hangi şey daha güzel ve daha sağlıklı şahit olabilir ki? Yüce Allah, insanın büyük hüsran içinde olduğunu ve ondan ancak Asr suresinde zikri geçen dört özellik17  sahibinin kurtulacağını beyan ediyor ve bu gerçeğe de zamanı şahit tutuyor.
Zaman akıp giderken insanoğlu olarak bizler, her daim sınav içindeyiz. 
Yüce Allah bu gerçeğe işaret ederek şöyle buyurmaktadır: “İnsanlar iman ettik demekle imtihan edilmeden bırakılıverileceklerini mi sanıyorlar? Hâlbuki biz sizi de sizden öncekileri de kim yalancı, kim doğru söylüyor açığa çıkaralım diye imtihan etmekteyiz.”18  
“Sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, nefislerden ve mahsullerden eksiltmekle imtihan edeceğiz.”19  
Dünya hayatında Yüce Allah (cc) insanı bir imtihana tabi tutacağını söylemiş imtihanın verilerini, hangi mihverde geçeceğini beyan etmiş, insana da akletme ve seçebilme yeteneğini vermiştir. 
“Bütün mülk elinde bulunanın şanı ne yücedir! Ve O, her şeye kadirdir. O hanginizin daha güzel amelde bulunacağını denemek üzere ölümü ve hayatı yaratandır. O, Azizdir, Gafurdur.”20  
Gel gör ki insan zamanını hüsranla geçirmiş çoğunlukla kaybedenlerden olmuştur. İçinde yaşadığımız zaman hızla akıp giderken imtihanımız da farkında olsak da olmasak da bu mahdut zaman süresi içinde kendi mecrasında akıp gitmektedir. Rabbimiz “Hiçbir nefse güç yetiremeyeceği yükü yüklemeyeceğiz” buyurarak sınavımızın makul çerçevede, takatimiz dairesinde olacağını beyan etmektedir. Bu bağlamda sınavımız adeta soruları verilmiş bir sınavdır. Kur’an ve sünnette nasıl hareket edersek imtihanımızın başarı veya başarısızlık şeklinde cereyan edeceğini beyan eden onlarca hüküm vardır. Bu hükümleri anlayıp kavrarsak hayatı bu öğretilerin istediği yönde kurarsak hiç kuşkusuz başarı bizimle olur. Ama süreci savsaklayıp es geçersek, öğretilerin gereğini yerine getirmezsek kendi nefsimizden başka suçlayacak kimse bulamayız.
 
[10] Asr Suresi; Hz. Ömer Asr Suresinin değerine atıfta bulunurken; “Şayet Kur’an’da Asr suresinde başka bir sure indirilmiş olmasaydı yeterli olurdu” buyurmuştur.

[11] Besairul Kur’an

[12] Garipliklerin babası

[13] Küllî

[14] Cüzî

[15] Hak Dini Kur’an Dili-Elmalılı Hamdi Yazır

[16] Kurtubi

[17] “İman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler”

[18] Ankebut: 2–3

[19] Bakara:154

[20] Mülk: 1–2


Paylaş :

Yorumlar