http://images.socialpano.com/
MEHMET HANİFİ TOSUN

Diğer Yazıları:

MUTLAK KURTULUŞU HAK EDEN MÜMİNLER KİMLERDİR? [PART 3]

18.01.2017
Muhakkak ki İnsan Hüsrandadır!
Asr Suresi, marufu emretmeyenlerin münkeri nehyetme takatlerinin olamayacağını beyan sadedinde ciddi uyarılar içermektedir. Hz. Ömer; “Ku’ran’da bu sureden gayrı bir şey inzal olmamış olsaydı kâfi olurdu” diyerek surenin önem ve mahiyetini ifade etmiştir. Lokman’ın oğluna emrettiği Marufu emir, münkerden nehiy, kurtuluş için yapılması gereken farzlardandır. Hüsran içinde kavrulan insanlığın, kurtuluş ümidini yakalaması kuşkusuz Asr Suresiyle bildirilmiştir.  
İnsanlığa kurtuluş müjdesi sunan Asr Suresinde "İnsan" kelimesi tekil olarak kullanılmıştır. Ama sonraki ayetlerinde, insanlar arasında dört özelliği taşıyanlar istisna edilmiştir. Bundan dolayı burada "insan" kelimesi cins isim olarak kullanılmıştır. Bu durumda "insan" kelimesinin kapsamına bütün insanlar girer. Ancak müstesna kılınan dört özelliği kuşananlar bu hükmün kapsam alanı dışındadırlar. Zikredilen dört sıfattan iman, salih amel, hakkı ve sabrı tavsiye özelliklerinden yoksun olanlar, kim olurlarsa olsunlar bu hükmün kapsamındadırlar ve ziyan içindedirler. 
“Hüsran” lügat olarak “kâr” kelimesinin zıddıdır. Ticarette bu kelime genel olarak bir işte zarar etmeyi kast etmek için kullanılır. İnsan, bütün işlerinde zarar etmiş ve sermayesini de kaybetmişse hüsrandadır ve iflas halini yaşamaktadır. 
Kur’an’ı Kerim ise “hüsran” kelimesini özel bir ıstılah olarak “felah” kelimesinin karşılığı olarak kullanmıştır. İslam’ın felah düşüncesi sadece dünyevi refahı değil, aynı zamanda insanın gerçek dünyası olan ahireti de kapsar. Tıpkı bunun gibi “hüsran” düşüncesi de sadece dünyevi başarısızlığı değil aynı zamanda ahiretteki başarısızlığı da kapsar. Ayrıca şu da bilinmelidir ki Kur’an’a göre gerçek felah ahiret felahıdır. Gerçek hüsran da oradaki başarısızlıktır. Ticarette hüsran içinde olanlar evet, netice itibarıyla müflis olanlardır. Allah rasulü de dünya yaşamlarında onun bunun hakkına tecavüz edip de imanın gerektirdiği amelleri ifa etmemiş ve İslami olan amellerden uzak yaşam sürmüşleri ahirette müflisler olarak vasfetmiştir. 
İman ve amel bütünlüğünü sağlamayan, inandığı değerlerin toplumsal yaşamda cari olması için uğraş vermeyen her birey, hüsranla beraber iflasın eşiğine gelmiş ve ebedi kaybedenlerden olmuştur. İman edip salih amel işleyenlerin kurtuluşu hak ettikleri gibi aksi davrananlar da ebedi bir kayıp ve helak içindedirler. Müflis, iflas eden, hüsrana uğrayan şahıstır. Bu dünyadaki maddi iflasın sınırları bu dünya ile sınırlıdır. Sıkıntıları fani dünyayla sınırlıdır. Ama asıl acı olan durum ahiretteki hüsrandır. Allah resulü de bu noktaya dikkat çekmiştir.
Allah resulü (sav) ashabına hitaben “müflis kimdir?” diye sormuş, cevaben; “malını kaybeden, ticaretinde kaybedendir” vb. şekilde karşılık veren sahabeye, Allah Resulü: “Müflis o kimsedir ki; bu dünyada onun hakkını yemiş, bunun hakkına tecavüz etmiş ahirette yaptığı hasenat alınıp hak sahiplerinin hakkı dağıtıldığında kendisine bir şey kalmamış kimsedir” buyurmuştur. 
Bu durumda ayetin manası; “Şüphesiz insan, şayet iman ve gerekleri nokta-i nazarında sorumluluklarını ifa etmezse bir kötülük, eksiliş, ziyan ve zor¬luk içerisindedir” olur.
İnsan Niçin Hüsrandadır?
Çünkü hüsrana talip olan insan, dünyayı ahirete tercih etmekte, nefsanî ve şehvani arzularına mağlup olmaktadır. İnsanın yaratılışında kendisine bahşedilmiş yeteneklerini nefsi olanın doğrultusunda harekete geçirip nefsanî olanı öncelemesindendir. İnsan ruh ve çamurun kombinize olması sonucu ortaya çıkmış, düşünmeyi becerebildiği kadar, düşünebilme yetisini kaybedip inkâr, isyan ve inat bağlamında bir hayatı da tercih edebilmektedir. Yüce Allah’ın, Âdem’in şahsında bize öğrettiği husus, insanoğlunun, bilgi sayesinde hayatta karşılaşabileceği her tür zorluğu yenip refah ve felahı yakalayabileceğidir. Hayatı ilahi bilgi temelinde şekillendirmeyen insanoğlunun hüsranı kaçınılmazdır. Hayatı vahiy çerçevesinde şekillendirmeyen insanların felahı ve beraberinde refahı kazanabilmesi söz konusu bile olamaz. Ruhi bunalımlar ve depresyonlar hayatı yaşanmaz hale getirir ve hüsran kaçınılmaz olur. 
Yüce Allah, Asr Suresinde, hüsrana uğramaktan muaf tutuğu dört sınıf insandan bahseder. Bu dört vasfa mümeyyiz insanların oluşturduğu toplumlarda hüsranın söz konusu olmayacağı bilakis huzur ve felahın egemen olacağı zikredilmiştir. Sure, mutlak olarak insan soyunun hüsranda olduğu varsayımından sonra bu hüsrandan istisna durumda olanların varlığına işaretle şöyle buyurmuştur; “Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.”

Paylaş :

Yorumlar