http://images.socialpano.com/
ÜMİT AKTAŞ

Diğer Yazıları:

VESAETÇİLİK SONA MI ERİYOR, PEKİŞİYOR MU?

11.02.2017
İkinci temel iddia ise bu Anayasa taslağının bizi şimdiye değin çokça şikayet edilen vesayetçilikten kurtaracağıdır. Bu iddia ise birincisinden daha kof ve boş bir iddia. Neden mi? Mevcut anayasanın en şikâyet edilen ve vesayetçiliğe yol açan yönü neydi? Cumhurbaşkanının seçilme biçimi ve yetkileri değil mi? Oysa seçilme biçimi değiştirildi. Yetkilerin azaltılması ise halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül tarafından defalarca dile getirildi. Ama kendisini hevesle bu makama hazırlayan R. Tayyip Erdoğan bu meseleyi hiçbir zaman gündemine almadı. Oysa şimdi halkoyuna sunulan pakette ne var? Mevcut cumhurbaşkanlığı modelinin hayalinden bile geçirmediği süper yetkilerle donatılmış, mutlak egemenlik için yürütme, yasama ve yargıdaki tüm dengeleyici ve denetleyici pürüzlerden arındırılmış bir cumhurBaşkanlık sistemi. Mevcut Anayasada cumhurbaşkanının yetkileri görece olarak fazla olsa da, bu hiçbir zaman ona bir iktidar ortağı olma şansı vermemekteydi. Atamaları ise sınırlıydı. Dolayısıyla iktidarın ağırlığı (yürütme, yasama ve bir ölçüde de olsa yargı), seçilmişlerden veya seçilmişlerin inisiyatifiyle oluşmaktaydı. Oysa teklif edilen sistemde tüm güçler neredeyse sadece bir kişinin inisiyatifine, yani vesayetine bırakılmakta. Dolayısıyla bu anlamda vesayet sistemi daha da güçlendirilmekte. Vesayet organları olarak şikayet edilen Anayasa Mahkemesi, YÖK, Milli Güvenlik Kurulu, RTÜK, TTK, TDK… gibi kurumların kaldırılması bir yana, bu kurumlar giderek daha da güçlendirilmekte. Dolayısıyla vesayetçiliğin odağı ve biçimi değiştirilse de, sistem daha demokratikleştirilmemekte, yani halkın yönetime yakınlığının ve yönetimdeki etkinliğinin artırılacağı araçlar artırılmamakta (mesela yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, valilerin ve hatta yargıçların seçilebilmesi gibi), tam aksine tüm güçler neyi nasıl yapacağının sınırları çok da belirgin, denetlenmeye açık ve dengelenmemiş olan bir tek kişinin inisiyatifine bırakılmakta. Bu bir tek kişilerden neler çekildiğinin en yakın tanığı ise tarih. Üstelik sadece bizim tarihimiz değil, dünya tarihi.

Paylaş :

Yorumlar