http://images.socialpano.com/
RAMAZAN KAYAN

Diğer Yazıları:

YÜZLEŞME

12.05.2017
Bugün mücadele geleneğimizde geldiğimiz aşama ve gelecekle ilgili kaygılarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Öncelikle şunun altını çizmek isterim: Hareketimiz türedi bir hareket değil, tarihi temelleri olan köklü bir harekettir…
Bu bakımdan mücadelenin bir mektebe dönüşmesi, nesilden nesile tevarüs etmesi esastır.
Sezonluk, mevsimlik değil; süreklilik ve sürdürülebilirlik öncelik arzediyor…
Hızla değişen koşullarda bilinçli bir şekilde kendini yenileme ve yeniden konumlandırma, bünyedeki zaafları teşhis etme, büyüme imkanlarını görme basiretine sahip olunmalıdır…
Zamanın uzaması ile gelen kasvetler, ideallerden uzaklaşma, iradelerin zayıflaması, iddiaların tükenmesi ciddi bir risk…
İmkanlar arttıkça sanki imtihan daha da zorlaştı…
Kapsam alanımız genişledi, kadrolarımız çoğaldı ama kalplerimiz küçüldü…
Mekanlar, imkanlar büyürken, yüreklerimiz neden daraldı anlamıyorum…
Umut azlığı, ufuk darlığı ve umursamazlıklar hızımızı kesiyor. Gün geçtikçe hantallaşıyoruz…
İçe kapanıklık zamanla kopuşlara dönüşüyor…
İç kanamalar bitmiyor, yaralar kolay kapanmıyor…
Kadrolar arasındaki çatlaklar giderilmeyince kamplaşmalardan kurtulmak mümkün olmuyor… Mevcudu koruma refleksi gelecek vadetmiyor…
Birlikte yol alması gerekenler birbirlerini yormaya başladı…
Artık yol yorgunu değil ruh yorgunuyuz… Tekliyoruz… Tek kalıyoruz… Zamanla terk ediyoruz…
Bu gidişatın sosyolojisini, psikolojisini iyi okumalıyız… Hareketin EMAR’ını çıkarmalıyız… Nedir bu?
Öğretilmiş çaresizlik mi? Üretilmiş korkular mı? Metal yorgunluk mu? Tükenmişlik sendromu mu? Kendimizle yüzleşmeliyiz.
 
Devamı için tıklayınız...

Paylaş :

Yorumlar