http://images.socialpano.com/

Affetmenin hafifliği

Bir lisede edebiyat öğretmenliğini yapan Ahmet Bey, ileri görüşlü, aydın bir insandı.

Bir gün derste öğrencilerine şaşırtıcı bir teklifte bulundu Ahmet öğretmen. "Bir hayat sınavına katılmak ister misiniz?" diye sordu öğrencilerine. Öğrenciler, çok sevdikleri öğretmenlerinin bu teklifini tereddütsüz kabul ettiler.

Ahmet öğretmen, "Madem kabul ettiniz o halde, şu andan itibaren ne söylersem harfiyen uygulayacaksınız, anlaştık mı" diye sordu öğrencilerine. Öğrencilerin tümü evet anlamında başlarını salladılar. Öğrencilerden söz alan Ahmet Öğretmen, "Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz" dedi.

Öğrenciler, şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Hiçbiri bu işten birşey anlamamıştı. Ertesi sabah sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdı. Ahmet Öğretmen sınıf kapısından içeri girer girmez, öğrenciler meraklı bakışlarla öğretmenlerinin nasıl bir sınav yapacaklarını düşünüyorlardı.

Ahmet öğretmen, çantasını kürsüye bıraktıktan sonra, şimdi, dedi, "Bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın. Affetmediğiniz her kişinin adını patatesin üzerine yazın ve torbanın içine koyun."

Bu istek üzerine şaşkınlığa düşen öğrencilerden kendi aralarında konuşmaya başladılar. Söz hakkı isteyen Ali, "Hocam böyle bir sınav olur mu, lütfen bunun mantığını izah edin" dedi.

Ahmet öğretmen, "Siteminde haklısın Ali, ancak şu an bir sınavdasınız ve bunun izahını ancak sınav bitince yapabilirim. O sebeple istersen şimdi sınavdan ayrılabilirsin. Yada sende arkadaşlarına katılabilirsin. Seçim senin" dedi.

Ali, biraz düşündükten sonra sınava devam etmeye karar verdi ve affetmediği kişilerin isimlerini patateslerin üstüne yazmaya başladı.

Diğer öğrenciler de çoktan yazmaya başlamışlardı bile. Öğrencilerden bazıları torbalarına üçer beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası ağzına kadar dolmuştu.

Ahmet öğretmen, "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yaptı; "Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde... Bu torbalar hep yanınızda olacak."

Aradan bir hafta geçmişti. Ahmet öğretmen sınıfa girer girmez, öğrenciler şikayet etmeye başladılar.

Torbasını ağzına kadar dolduran Ayşe, "Hocam, bu kadar ağır torbayı her yerde taşımak çok zor" dedi.

Ayşe'nin ardından söz alan Büşra, "Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?" dedi.

Ahmet öğretmen gülümseyerek öğrencilerine, "sınavınız bitti" dedi ve ekledi; "Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi, ağır yükler  taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir. Her bir patates bir yüktür. Şimdi elinizeki torbalara bakın ve affedip özgür kalmayı yeniden düşünün."

 

 


Paylaş :